Sanal Zorbalık ve Başa Çıkma

 

SANAL ZORBALIK VE BAŞA ÇIKMA

 sanal-alem

ÖZET

Bu çalışmanın amacı, sanal zorbalık olgusunu, içeriğini, sanal zorbalıkla baş etme yollarını ve bu kapsamda okul psikolojik danışmanlarının neler yapabileceğini ortaya koymaktır. Bu amaçla çalışmada ilk olarak sanal zorbalık kavramı ele alınmış ve sanal zorbalık kavramı incelenmiş; sanal zorbalığın görülme biçimleri üzerinde durulmuştur. Geleneksel zorbalık ile sanal zorbalığın ayrımını yapabilmek için geleneksel zorbalık ve sanal zorbalık arasında farklar incelenmiştir. Sanal zorbalık kapsamındaki davranışları ayrıntılarıyla incelemek için bu davranışların farklılaşan noktaları doğrultusunda sanal zorbalık türleri ortaya konulmuştur. Sanal zorbalığın yaygınlığı ile ilgili literatür bulguları özetlenmiştir. Sanal zorbalığın neden ortaya çıktığı ve ne gibi sonuçlara yol açtığı incelenmiştir. Son olarak sanal zorbalıkla başa çıkmada ne gibi önlemler alınabileceği, nasıl çalışmaların yapılabileceği ve okul psikolojik danışmanlarının bu kapsamda neler yapabileceği üzerinde durulmuştur.

Anahtar Kelimeler: Sanal Zorbalık, Sanal Zorbalıkla Başa Çıkma

  

GİRİŞ

Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızla gelişmesi sonucunda cep telefonu, bilgisayar, internet gibi teknolojik unsurların kullanımı artmıştır. Dolayısıyla, son yıllarda gençler bilgi ve iletişim teknolojileri ile birlikte büyümektedirler. Türkiye 35 milyon internet kullanıcısıyla dünyada 14., Avrupa ‘da ise 5. sırada yer almaktadır. Son yıllarda hızlı büyüyen sosyal paylaşım sitelerinden Facebook’ta Türkiye yaklaşık 29 milyon üye ile ABD, İngiltere ve Endonezya’dan sonra dünyada 4. sırada yer almaktadır (Sarak, 2012).

Gençler internet ve cep telefonu aracılığıyla arkadaşları ve aileleri ile iletişimde bulunmakta; internetten oyun oynayarak, film izleyerek ve müzik dinleyerek eğlenmekte; yeni arkadaşlar edinerek ve var olan arkadaşlıklarını sürdürerek sosyalleşmekte; bir konu hakkında bilgi sahibi olmak ve derslerine destek sağlamak için araştırma yapmaktadır. Özellikle ergenlik döneminde kimliğini kazanma çabası içerisinde olan birey; bir gruba ait olma, grup onayını yitirmeme gibi içinde bulunduğu gelişimsel döneme uygun şekilde davranarak, bu tür araçları kullanma ve kendini bu araçları kullanım konusunda geliştirme eğilimindedir. Dolayısıyla bugün cep telefonu ve internet, ergenler için akran kültürünün önemli bir parçası haline gelmiştir. Cep telefonuna ve bilgisayara sahip olup olmama, sahip olduğu cep telefonu ve bilgisayarın markası, sahip olunan bu araçların teknik özellikleri ile interneti kullanıp kullanmama ve bu teknolojik araçları kullanım açısından sahip oldukları beceri düzeyleri ergenlerin yer aldıkları sosyal grup içindeki yerlerini tayin edebilmektedir. Ayrıca bahsedilen teknolojik unsurların kullanım sıklığı ergenlerin grup içindeki iletişimi yakından takip edebilmeleri, grup içi dinamikten uzak kalmamaları ve dolayısıyla dışlanmamaları açısından büyük önem taşımaktadır (Soydaş, 2011).

Kullanımı giderek artan bu bilgi ve iletişim teknolojilerini günümüzde sosyalleşme, bilgiye rahatlıkla ulaşma, duygu ve düşüncelerimizi diğerlerinin bizi tanıyacağı korkusuna kapılmaksızın rahatlıkla ifade edebilme, sosyal arkadaşlıklar kurma olanağı sağlama, aile bireyleriyle iletişim kurma, yaratıcılıklarımızı sergileme, farklı kültürden insanları tanıma, tüm dünyadaki gelişmeleri anında izleme amacıyla kullanabiliyoruz. Bu katkılarının yanı sıra bilgi ve iletişim teknolojileri bilinçsiz kullanıldığında diğerleriyle zararlı şekillerde tanışma ve etkileşime girme gibi sorunlara yol açabilmektedir (Çiftçi, 2010).

Sanal zorbalığın ne kadar ciddi boyutlara ulaşabileceğine, 2012 yılında Avustralya’nın Melbourne kentinde yaşayan 14 yaşındaki Türk kızı Şeniz’in yaşadıkları örnek olarak gösterilebilir. Şeniz, kendisine ait sosyal paylaşım sitelerindeki hesaplarına girerek tehdit ve saldırılarda bulunanların baskısına dayamayıp intihar etmiştir (Milliyet, 2012).

Özellikle 2000‘li yıllardan itibaren bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımının giderek yaygınlaşması, bu gelişmelere paralel olarak çocukların ve ergenlerin akranlarıyla olan iletişimlerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelmesi yeni bir zorbalık türünün tanımlanmasında rol oynamıştır. Siber ya da sanal zorbalık kavramı (cyberbullying), akran zorbalığı literatürü kapsamında son yıllarda sıklıkla ele alınan konulardan birisidir (Bayar, 2010).

Sanal Zorbalığın Tanımı

Sanal zorbalık, cep telefonu kullanılarak kısa mesaj veya telefon konuşması yoluyla ve internet ortamında elektronik posta, anlık mesajlaşma, bloglar (ağ günlükleri) veya kişisel web siteleri kullanılarak zararlı, rahatsız edici yazı ve/veya görüntüleri diğerlerine göndermek, bu yazı ve görüntüleri yaymak, kişilerin dedikodusunu yapmak, sırlarını açığa çıkartmak, onlara zarar vermek amacıyla tehditlerde bulunmak, internette istenmeyen cinsel içerikli ve saldırgan davranışlarda bulunmak ve hakaret etmek gibi davranışları içeren bir zorbalık türü olarak ifade edilmektedir (Soydaş, 2011).

Li (2006) sanal zorbalığı, e-posta, cep telefonu, anlık mesajlaşma, web sitesinde kişileri karalama veya karalamak için anket düzenleme gibi bilgi ve iletişim teknolojilerinin bir kişi ya da grup tarafından başkalarına zarar vermek niyetiyle, kasten, tekrarlanabilir şekilde, düşmanca davranışlar göstermek olarak tanımlamıştır (Akt., Sarak, 2012).

Hinduja ve Patchin (2009), sanal zorbalığı bilgisayar, cep telefonu ve diğer elektronik araçların ısrarlı ve tekrar edici bir şekilde başkalarına zarar vermek amacıyla kullanılması olarak ifade etmiştir. Bir eylemin sanal zorbalık olarak adlandırılabilmesi için aşağıdaki ölçütleri taşıması gerektiği vurgulanmıştır (Akt., Serin,  2012):

1)      Israr Edicilik: Bir davranışı yapmak için önceden tasarlamak.

2)      Tekrar Etme: Zorba davranışların aynı biçimde sürekli gösterilmesidir.

3)      Zarar Verme: Zarar vermenin amacı başkalarına acı çektirmektir.

4)      Bilgisayar, Cep Telefonu ve Diğer Elektronik Araçlar: Siber zorbalığı okul zorbalığından ayıran araçlardır.

Siber Zorbalığın Görülme Biçimleri

Sanal zorbalık davranışlarının başında zorbanın, kurbanı, elektronik iletişim araçları kullanmak sureti ile tehdit etmesi ya da kurbana yönelik kötü sözler içeren mesajlar göndermesi gelmektedir. Zorbanın bazen mağdur hakkında internet ortamında dedikodu yaptığı veya mağduru utandıracak resimlerini ve özel bilgilerini yaydığı da görülmektedir. Yaygın bir diğer siber zorbalık davranışı ise zorbanın internet ortamında kendisini mağdur gibi tanıtıp onun adına başkalarına zorbalık yapmasıdır. Zorbanın bu tür davranışları, mağdurun cep telefonunu ya da elektronik posta hesabını kullanarak gerçekleştirdiği görülmektedir. Bazı durumlarda ise zorba, kurbanın, internette yer alan oyun sitelerine ya da özel sohbet odalarına girmesini engellemeye çalışmaktadır. İsimsiz çağrılar, gizli kimlikle gönderilen yararsız e-postalar (spam), virüslü e-postalar ve bir kişi ya da bir grubu karalamak için kısa mesaj ya da e-postaların gönderilmesi de diğer siber zorbalık davranışları arasında yer almaktadır (Özdemir ve Akar, 2011).

Geleneksel zorbalık ve Sanal Zorbalık Farkı

Fiziksel ortamda zorbalığa karışanlarla sanal ortamda zorbalığa karışanlar aynı kişiler olabilmektedir.Bu bağlamda, çoğu ergen günün büyük bir kısmını okulda arkadaşları ile geçirmekte, aynı arkadaşları ile akşam eve gittiklerinde internet ortamında veya cep telefonu ile iletişim kurmaya devam etmektedirler. Bu nedenle pek çok araştırmacı tarafından bu iki zorbalık türü arasında kesin bir ayrım yapmanın oldukça güç olduğu ileri sürülmektedir (Bayar, 2010).

Sanal zorbalığın meydana gelmesi için zorbaca davranışın mutlaka dijital teknolojilerin kullanımıyla oluşması gerekmektedir. Geleneksel zorbalığa maruz kalan bireyler çoğunlukla kendilerine bu türden davranışlarda bulunanların kim olduklarını bilmektedirler (Ayas ve Horzum, 2010). Ancak sanal ortamda meydana gelen zorbaca davranışlar genellikle anonim olarak gerçekleşmektedir. Buna bağlı olarak bazı araştırmacılar, zorba bireylerin yaptıkları davranışın karşı taraf üzerindeki fiziksel ve sosyal sonuçlarını görmedikleri için empati kuramadıklarını ve bunun sonucunda bu tür davranışlardan vazgeçmelerinin zorlaştığını öne sürmüşlerdir (Dehue ve ark, 2008; Akt., Türkileri, 2012).

İnternet ortamında bireyler kendi kimliklerini kullanmak zorunda değildirler ve internet kullanıcıları internet ortamında takma isimleri ile yer alabilirler. Dolayısıyla toplumsal baskıdan uzak olduğu için internet kullanıcıları bastırdığı duygu, düşünce ve davranışlarını internet ortamında çekinmeden ortaya koyabilmektedir (Çiftçi, 2012). Özellikle dedikodu yayma gibi ilişkisel ve kişisel davranışlarda, zorba kişiler kimliğini gizleyebilmektedir. Ancak yüz yüze iletişimde gerçekleşen zorbalık davranışlarının çoğunda saldırganın kimliği bellidir. Dolayısıyla sanal zorbalığı belirlemek, yüz yüze iletişim sırasında meydana gelen zorbalığın tespitinden daha zor olduğu için sanal zorbalar cezalandırılmaktan korkmamaktadır (Türkileri, 2012).

İnternette kimliğini gizleyebilme özelliği her zaman negatif bir özellik olarak düşünülmemekte; kullanıcılara birtakım avantajlar da sağlayabilmektedir. Bireyler kişisel bilgi bağlamında kendini açma ve hassas konularda tavsiye isteme gibi durumlarda tam bir güven ortamına ihtiyaç duymaktadırlar. Sanal ortamın anonimliği bireylere bu güven ortamını sağlamaktadır. Anonimlik sayesinde günümüzde pek çok kişi kimliğini belirtmeden en kişisel sırlarını bile tamamen yabancı kişilere anlatabilmektedir. Bu durumda zorbalık açısından temel sorun, bu türden davranışlara maruz kalan kişilerin kişisel sırlarını gizleyememesi, ancak zorbalıkta bulunan kişilerin kendilerini gizleme avantajını başarılı bir biçimde kullanabilmeleridir. Dolayısıyla anonimlik pek çok açıdan geleneksel zorbalık ile sanal zorbalık arasında temel bir farklılık olarak nitelendirilmektedir (Türkileri, 2012).

Geleneksel ve sanal zorbalık arasındaki farklar bağlamında ele alınan başka bir unsur, zorba ve kurban arasındaki güç dengesizliğidir. Yüz yüze iletişimde zorbaca davranışlar sergileyen çocuklar, çoğunlukla bu davranışlara maruz kalanlardan fiziksel özellikleri açısından (örn., yaş, boy, kilo) daha güçlü ya da popüler kişilerdir. Buna karşılık sanal ortamda bu türden davranışlar sergileyen bireylerin, kurbanlardan fiziksel anlamda üstün olması gerekmemektedir. Ancak sanal zorbalıkta bulunan kişiler kimi zaman bilgisayar kullanma becerileri açısından ve yukarıda da bahsedilen anonimlik unsuruna paralel biçimde, çoğunlukla kimliklerini gizleme unsurundan yararlanarak bu duruma maruz kalan kişilerden daha üstün olabilmektedir (Türkileri, 2012).

Geleneksel zorbalık belirli bir zaman ve yerde meydana gelirken, sanal zorbalık kişinin internet ve cep telefonuna erişebildiği her yerde ve her zaman ortaya çıkabilmektedir. Geleneksel zorbalığı sadece olayın gerçekleştiği yerde bulunup, bu olaya şahit olan kişiler öğrenirken, sanal zorbalık olayları dijital ortamlar aracılığıyla tüm dünyadan öğrenilebilmektedir. Sanal zorbalık davranışlarının kolaylıkla kayıt altına alınabilmesinden dolayı etkilerinin uzun yıllar sürebilmektedir. Geleneksel zorbalık, çoğunlukla okul ortamında gerçekleştiği için bu davranışlara, özellikle öğretmenler ve okul idareleri tarafından müdahale edilmesi, sanal zorbalığa müdahaleden çok daha kolay görünmektedir. Genel zorbalıkta zorba ve kurban arasında fiziksel bir dengesizlik olması gerekmektedir. Sanal zorbalıkta ise bu güç dengesizliği fiziksel nitelikte değil dijital teknolojiye sahip olma ve teknoloji okuryazarı olma yönünde eğilim göstermektedir (Ayas ve Horzum, 2010).

Sanal Zorbalık Türleri

Kişiler birden çok şekilde sanal zorbalık davranışı gerçekleştirebilirler. Genel olarak 4 tip sanal zorbalık türü bulunmaktadır (Herring, 2002; Akt., Çiftçi, 2010):

1)      Çevrimdışı suç işlemek için çevrimiçi bağlantı

2)      Sanal takipçilik

3)      Sanal Taciz

4)      İfadeleri aşağılama

1)      Çevrimdışı suç işlemek için çevrimiçi bağlantı: Birisinin kendini olduğundan daha hoş veya sosyal yönden daha çekici gibi göstererek finansal dolandırıcılık, hırsızlık, istenmeyen cinsel birliktelik veya darp içeren çevrimdışı bağlantı kurmasıdır. Yanlış bilgiler verme, yaygın bir biçimde aldatma ve güveni kötüye kullanma şeklinde gerçekleştirilmektedir (Çiftçi,2010).

2)      Sanal Takipçilik: Psikolojik problemlere ve korkuya neden olabilecek şekilde bir kişinin çevrimiçi davranışlarının izlenmesidir. İnternet yoluyla kişisel bilgileri ele geçirmeyi hedefleyen sanal takipçilik, kişinin mahremine karşı gerçekleştirilen bir saldırıdır. Takipçi kişiyi korkutur, tehdit eder (işyerindeki konumunu, itibarını gelir durumunu), kötüleyici mesajlar gönderir (Çiftçi,2010).

3)      Sanal Taciz: Bir ya da birden fazla kişiyi korkutma, endişelendirme veya mahcup etme amacıyla elektronik iletişim araçlarını kullanarak tekrarlı bir şekilde o kişi veya kişilere müstehcen içerikli, tehdit/hakaret yüklü mesajlar veya materyaller göndermek; kişi hakkında tehdit/hakaret içerikli blog yazmak, bir kişiyi incitmek ya da küçük düşürmek amacı ile internet sayfası düzenlemektir (Çiftçi, 2010).

4)      İfadeleri Aşağılama: Kişilere karşı kelimeler ve şekillerle saygısızca ve incitici bir biçimde davranma, kişileri küçük düşürmedir. Genelde ekonomik durumu iyi, toplumda statü sahibi kişiler bu sanal zorbalığa maruz kalır (Çiftçi, 2010).

Sanal Zorbalığın Yaygınlığı

Son yıllarda araştırmacıların ilgi alanına girmeye başlayan sanal zorbalığın yaygınlığı farklı ülkelerde yapılan çalışmalarda ele alınmıştır. Yaşa ve cinsiyete göre bakıldığında sanal zorbalığa ilişkin araştırmalar henüz bu konuda çelişkili bulgular ortaya koymaktadır.

Literatürde sanal zorba-kurban oranlarında cinsiyete bağlı farklılıklar incelendiğinde, bazı araştırmacılar (Schwartz, 2000; Wolke, Woods, Stanford, Schulz, 2001; Mouttapa ve diğerleri, 2004; Akt., Bayar,2010) erkeklerin kızlara oranla daha fazla zorba-kurban olduklarını belirtirken (Pekel, 2004; Schwartz, 2000; Wolke ve diğerleri, 2001; Akt., Bayar, 2010), bazı araştırmacılar ise cinsiyetler arasında anlamlı bir farklılık olmadığını vurgulamaktadır (Boulton ve Smith, 1994; Akt., Bayar, 2010). Araştırmacılar bu yöndeki bulguların, erkeklerin özellikle interneti kızlara göre hem süre hem de sıklık açısından daha fazla kullanmaları ve bilgisayar kullanma becerilerinin de daha iyi olması ile bir ölçüde açıklanabileceğini öne sürmektedirler (Türkileri, 2012).

Yaş açısından incelendiğinde, literatürde sanal ortamda zorbalıkta bulunmanın yaşla birlikte arttığını belirten çalışmaların olduğu görülmekle birlikte (Kowalski ve Limber, 2007; Smith ve diğerleri, 2008; Ybarra, Leaf, ve Diener-West, 2007; Akt., Bayar,2010) bazı araştırmalarda (Caspi ve Gorsky, 2006; Ybarra, Mitchell, Wolak ve Finkelhor, 2006; Akt., Bayar,2010) sanal ortamda zorbalık yapmanın yaşça küçük olan ergenler arasında daha yaygın olduğu görülmektedir. Diğer taraftan bazı araştırmacılar ise (Beran ve Li, 2007; Smith ve diğerleri, 2006; Akt., Bayar,2010) sanal ortamda zorbalıkta bulunma açısından yaşa bağlı bir değişme olmadığını belirtmektedirler.  

Yukarıda özetlenen bulgulardan da anlaşılacağı üzere, araştırmacılar arasında sanal zorbalığa maruz kalma ve sanal zorbalık uygulama açısından henüz üzerinde görüş birliği sağlanılan bir zaman aralığı/sıklığı olmadığı görülmektedir. Bunun yanı sıra bazı araştırmalarda ergenlere sanal zorbalık tanımı verilerek, bazı araştırmalarda da davranış örnekleri verilerek sanal zorbalık incelenmektedir. Bu nedenle araştırmalarda sanal zorbalığa herhangi bir şekilde dahil olma oranlarının belirlenmesinde farklı ölçme araçları ve yöntemlerin kullanılması sanal zorbalığın yaygınlık oranlarının da farklı şekillerde ortaya çıkmasına neden olmaktadır (Soydaş, 2011).

Sanal Zorbalığın Nedenleri

Hızlı gelişen teknoloji ve bu teknolojilere erişim olanaklarının yaygınlaşmasıyla bunların kullanımı da yaygınlaşmıştır. Örneğin bir araştırmada öğrencilerin yaklaşık %90’ının hayatlarının belli bir döneminde, %50’sinin ise her gün internet kullandığı belirlenmiştir. Benzer şekilde gençler arasında cep telefonu ile iletişim kurma yoğunluğunun oldukça fazla olduğu ifade edilmektedir (Dempsey, Sulkowski, Nichols ve Storch, 2009; Akt., Özdemir ve Akar, 2011). Sanal ortamlarda kurulan iletişim, doğal olarak, sanal zorbalığın ortaya çıkmasına yol açmış gözükmektedir.

Sanal zorbalığın fiziksel bir güç kullanmayı gerektirmemesi ve kişinin kimliğini rahatça gizleyebilmesinin de sanal ortamda zorbalık yapmayı arttırabilmektedir (Bayar, 2010). Bozulan arkadaşlık ilişkileri sanal zorbalığa neden olabilmektedir. Özellikle duygusal ilişki yaşayan gençlerden bir bölümünün, ilişkinin bitmesi sonrasında intikam almak amacıyla sanal zorbalık yapmaktadır.  Bazı öğrencilerin kıskançlık, bazılarının ise farklı alt kimliklere yönelik sahip oldukları olumsuz önyargılar sanal zorbalığa yönelmelerine neden olabilmektedir.  Bazı öğrencilerin kurbanı, grup dışına itmek ya da grup içerisinde kendi yerini korumak amacıyla da sanal zorbalık davranışı sergilemektedir (Özdemir ve Akar, 2011).

Lenhart (2007), ise sanal zorbalığın yapılmasına yol açan nedenleri aşağıdaki şekilde sıralamaktadır (Sarak, 2012):

  • Sanal ortamda tehditkâr ve aşağılayıcı materyalleri olabildiğince çok kişiye çabuk biçimde iletmenin mümkün olması,
  • Bu tür materyallerin web sitelerinde veya sosyal paylaşım sitelerinde diğer bireylerin göreceği şekilde uzun süre paylaşılabilmesi,
  • Dijital teknolojinin bu tür materyallerin kopyalanmasını ve kopyalanan materyallerin uzun süre saklanmasını mümkün kılması,
  • Sanal zorbalıkta kurbanla yüz yüze iletişim kurulmamasının, sanal zorbanın davranışlarının sorumluluğunu almasını önlemesi.

Sanal Zorbalığın Sonuçları

Sanal zorbalığın yeni bir olgu olması nedeni ile psikolojik etkilerine ilişkin geniş bir alanyazını bulunmamakla birlikte, yapılan sınırlı sayıdaki çalışma sanal zorbalığın olumsuz etkilerine dikkati çekmektedir. Hinduja and Patchin (2006), sanal zorbalığa uğrayanların % 34′ünün hayal kırıklığına uğradığını, %30′dan fazlasının öfke ve % 22′sinin üzüntü hissettiklerini rapor etmiştir (Akt., Sarak, 2012).

Yapılan araştırmalarda sanal zorba davranışlara maruz kalan öğrencilerde, dikkat sorunları (Ivarsson, Broberg, Arvidsson ve Gillberg, 2005; Akt., Özdemir ve Akar, 2011), yalnızlık duygusu, uyku bozuklukları ve depresyon belirtileri gözlenmiştir (Fleming ve Jacobsen, 2009; Akt., Özdemir ve Akar, 2011). Bazı çalışmalarda ise zorbalığa maruz kalan gençlerin intihar eğilimlerinin görece yüksek olduğu belirlenmiştir (Kiriakidis, 2008; Skapinakis, 2011; Akt., Özdemir ve Akar, 2011). Bu öğrenciler arasında sigara ve alkol kullanımının yaygın olduğu saptamıştır (Vieno, Gini ve Santinello, 2011; Akt., Özdemir ve Akar, 2011).

Psikolojik sorunların yanı sıra sanal zorbalık davranışlarına maruz kalan öğrencilerin okul yaşamları ile sosyal yaşamlarında ciddi problemlerle karşılaşmaktadırlar. Siber zorbalık davranışlarına maruz kalan öğrencilerde okuldan soğuma, okuldan kaçma, okul başarısında düşüşler yaşama, derse odaklanamama, arkadaş ilişkilerinde sorunlar yaşama, gergin ve kaygılı olma, kendini kötü, çaresiz ve yalnız hissetme, okula silah getirme gibi davranışları sergileyebildikleri; ayrıca ruh sağlığında korku, üzüntü, depresyon, stres, anksiyete ve intihara teşebbüse kadar varabilecek sıkıntıların meydana geldiği görülmektedir (Serin, 2012).

Sanal Zorbalıkla Başa Çıkma

İnternet dünyasında her geçen gün meydana gelen yenilikler, ebeveynlerin çoğu kez tanık olmadıkları ya da tecrübe etmedikleri gelişmelere sebep olduğu için sanal zorbalık ebeveynleri kaygılandırabilmektedir. Genellikle ergenler yaşadıkları sanal zorbalık gibi olumsuz yaşantıları, ebeveynleri yerine arkadaşlarına anlatmayı tercih etmektedirler. Öğrenciler sanal zorbalığı okuldaki yetişkinlere de haber vermeye gerek görmemekte; çünkü sanal zorbalığı durdurabilecek herhangi bir şey yapılamayacağına inanmaktadırlar. Sanal zorbalığa maruz kalan ergenler ebeveynlerine söylemeden önce “kişiyi engelleme”, “hesabını kapatma” gibi yöntemlerle kendileri çözüm üretmeyi tercih etmektedirler (Türkileri, 2012). Bu kapsamda okul psikolojik danışmanlarının öğrencilere, okullarda bilgi ve iletişim teknolojilerinin nasıl akıllıca, sorumlu bir şekilde ve etik değerlere uygun olarak kullanmalarını öğrenmeleri için eğitici bilgiler verilebileceği düşünülmektedir.

Okullarda sanal zorbalığın getirdiği sorunlarla baş etmek için; okul yöneticilerinin, öğrenci ve velilere bilgilendirici çalışmaların yapılmasının yararlı olacağı düşünülmektedir. Bu tür çalışmalar ile bu kitlenin sanal zorbalık kavramıyla ilgili farkındalık düzeylerinin artırılması, öğrencilerin sanal zorbalık davranışları ve mağduriyetlerinin önlenmesinde yararlı olabileceği düşünülmektedir.

Okul psikolojik danışmanları velilere, çocuklarına bilgisayar ve internet erişimi satın aldıklarında görevlerinin bitmediğini ve onları internette meydana gelen tehlikelerden korumak için gerekli önlemleri almaları gerektiği konusunda bilinçlendirmelidir. Okul psikolojik danışmanı ailelerle işbirliği halinde çalışarak çocukların tüm uğraşlarının sadece bilgisayar ve internet olmaması için küçük yaşlardan itibaren iyi bir boş zaman faaliyetine yönlenmelerini sağlamalıdır. Bu kapsamda öğrencilerin sanal zorbalığa dahil olmalarına ilişkin yapılacak müdahale çalışmalarına özellikle ebeveynlerin de dahil edilmesinin ve sanal zorbalığa yönelik farkındalık kazandırılmasının gerektiği düşünülmektedir (TED Ankara Koleji Vakfı Okulları Siber Haber Bülteni, 2011).

Okul psikolojik danışanlarının öğrenci, veli, öğretmen ve okul yöneticileri için yapacağı bilinçlendirme çalışmalarında bilişim suçları ve bu suçlara karşılık gelen idari ve adli cezalar konusunda bilgilendirmeler yapmasının önemli olduğu söylenebilir. Diğer yandan mağdur öğrencilerin psikolojik destek almalarının sağlanması gerekmektedir. Zorbalığa uğrayan öğrencilere sağlanacak sosyal desteğin onların kendilerini görece daha iyi hissetmelerine katkı getirdiği düşünülmektedir. Ayrıca araştırmada öğrencilerin en çok Facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde sanal zorbalık mağduru ya da sanal zorba oldukları saptanmıştır. Bunun bir nedeni Facebook ve benzeri sosyal paylaşım sitelerinin, bireylerin siber ortamda tanıştıkları, anlık ileti göndermek sureti ile sohbet ettikleri, sesli ve görsel beğenilerini paylaştıkları sosyal bir platforma dönüşmüş olmasıdır. Zorbalık eğilimi taşıyan gençlerin sosyal paylaşım sitelerinde zorbalık yapmalarının muhtemel nedenlerinden biri, mağdur ile yüz yüze iletişim halinde olmamalarının verdiği görece rahatlık olabilir. Bunlara dayalı olarak siber ortamlarda, kişilerarası iletişim akışını engellemeyecek ve özel hayatın gizliliğine müdahale etmeyecek, ancak bilişim suçlarını proaktif bir yaklaşımla saptayacak ileri teknolojik süzgeçlerin işe koşulması yerinde olabilir. Çünkü her ne kadar Facebook ve benzeri sosyal paylaşım sitelerinin bir öz-denetim süzgeçleri olsa da mevcut çalışmada, bu denetim mekanizmalarının sanal zorbalığı tam olarak engelleyemediği anlaşılmıştır (Özdemir ve Akar, 2011).

Avrupa ve Amerika’da çocukların sanal ortamlardan korunmalarıyla ilgili yasalar çıkarılmıştır. Bu yasalara uymayanlara çeşitli yaptırımlar uygulanmaktadır. Türkiye’ de de konuyla ilgili hazırlanacak yasa ve yaptırımlar bu tür davranışların azaltılmasında etkili olabilecektir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın geliştirmiş olduğu Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH Projesi) çerçevesinde eğitim kurumlarında teknolojiyle olan birlikteliğin daha yoğun yaşanacağı görülmektedir. Bunun için önleyici uygulama çalışmaları hazırlanıp uygulanabilir. İlköğretim Bilişim Teknolojileri derslerinde iletişim araçlarının etkin, verimli kullanılmasının önemine daha fazla değinilmesi, bu araçlardan gelebilecek saldırı ve tehlikelere karşı neler yapılabileceği konusunda bilişim teknolojileri öğretmenleri tarafından öğrencilere ayrıntılı bilgilendirmelerin yapılması, öğrencilerin sanal zorbalık konusunda farkındalıklarının artmasına katkı sağlayacaktır (Serin, 2012).

Eğitim kurumlarında teknolojiyle yoğun birlikteliğin yaşandığı günümüzde mevcut ilk ve ortaöğretim rehberlik programları ile öğrenci disiplin yönetmeliklerinde siber zorbalık konusuyla ilgili önleyici uygulama ve çalışmaların bulunmadığı görülmektedir. Bu anlamda yetkililerin konunun önemiyle ilgili farkındalık düzeylerinin düşük olduğu görülmektedir. Siber zorbalık, çok yönlü bir problemdir ve bu, problemin disiplinler arası bir anlayışla ele alınmasını zorunlu kılmaktadır (Serin, 2012).

Türkiye’de internet kafeler özellikle sosyo-ekonomik seviyenin düşük olduğu yerlerde öğrenciler tarafından yoğun bir şekilde kullanılmaktadırlar. İnternet kafelerin denetim sıklığının artırılıp ve bu denetimlerin sistematik bir şekilde gerçekleştirilmesi, kurallara uymayan işletme sahiplerine ağır yaptırımların getirilmesi bu tür yerlerde gerçekleşebilecek sanal zorbalık davranışlarının önlenmesinde faydalı olabilecektir (Serin, 2012).

Sanal zorbalık davranışları öğrenilebilen ve kontrol altına alınabilen davranışlardır. Sanal zorbalığın azaltılması ve önlenmesinde sanal zorbalık ile çevrimdışı dünyada sağlıklı iletişim kurabilmenin en önemli unsurlarından biri olan empatik eğilim gibi iletişim becerilerinin birbirleri ile ne derece ilişkili olduğu bilinmesi önemli görülmektedir. Öğrencilerin empati düzeylerini artırmaya yönelik hazırlanacak eğitim programları ile iletişim becerileri geliştirilerek sanal zorbalık davranışları yerine öğrencilerin enerjilerini olumlu yönde kullanmaları sağlanabilir (Çiftçi, 2010).

SONUÇ

Bilgi ve iletişim teknolojileri günümüz gençleri için arkadaşlar ve akranlarla iletişim kurma, bir konu hakkında bilgi edinme ve eğlenme gibi farklı amaçlara hizmet ederek sosyalleşmeye katkıda bulunma ve bilgi paylaşımı sağlama gibi farklı yönleriyle hayatı kolaylaştırmakta ve giderek günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmektedir. Teknolojik araçların bu türden pek çok olumlu yönünün yanı sıra denetimsiz kullanımı da sanal ortamda zorbalık türünden davranışlar gibi bazı olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Sanal zorbalık olarak ifade edilen bu davranışlar elektronik ortamın kimliği gizleyebilme, çok hızlı bir biçimde geniş kitlelere ulaşabilme gibi özellikleri dolayısıyla okulun fiziksel çevresinde meydana gelen zorbaca davranışlardan farklılaşmaktadır (Soydaş 2011).

Ülkemizde sosyal hayatı etkilemeye başlayan internetin, başta çocuklar ve gençler olmak üzere nüfusun büyük çoğunluğunu etkisi altına aldığı görülmektedir. Aileler, genç ve çocuklarının daha iyi yetişmesi adına bilgisayar ve internet kullanımını eğitim amaçlı olarak desteklemektedir. Fakat ailelerin birçoğunun kontrolsüz bilgisayar ve internet kullanımı konusunda yeterince bilinçli olmadıkları görülmektedir. Bilgi teknolojilerini doğru kullanmaya henüz hazır olmayan çocuklar, karşılaştıkları karmaşık bilgileri nasıl değerlendireceklerini bilememektedir. Bu durum onların duygu, bilinç ve davranış düzeyinde olumsuz etkiler yapmaktadır. Dolayısıyla bu konuda ailenin denetimi ve takibi çok önemli bir husus olarak görülmektedir.  Bu nedenle, sorunun bir bütün olarak ele alınması, analiz edilmesi ve toplumun geleceği adına sosyal bir çöküntünün yaşanmaması için etkin tedbirler alınması büyük önem arz etmektedir (TED Kayseri Koleji Vakfı Özel Okulları Sanal Alem Bülteni, 2011).

Pek çok araştırmacı tarafından ifade edildiği gibi, sınıf, okul bahçesi, okul kantini ve oyun alanları gibi yerlerin yanı sıra sanal ortam da zorbaca davranışlar açısından bir risk alanı haline gelmiştir. Dolayısıyla hem okul yöneticileri ve öğretmenlerin hem de ebeveynlerin elektronik ortamda gerçekleşen zorbalık hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaları sanal zorbalıkla başa çıkmada önemli kazançlar sağlayacaktır. Okul psikolojik danışmanlarının öğrencilerin sanal zorbalığa dahil olmalarına ilişkin yapılacak müdahale çalışmalarına özellikle ebeveynlerin dahil edilmesi ve sanal zorbalığa yönelik farkındalık kazandırılması önemlidir.

KAYNAKÇA

Ayas, T. ve Horzum, M.B. (2010). Sanal zorba/kurban ölçek geliştirme çalışması. Akademik Bakış Dergisi, 19, 3-13.

Bayar, Y. (2010). Okul sosyal iklimi ile geleneksel ve sanal zorbalık arasındaki ilişkiler: genellenmiş akran algısının aracı rolü. Yüksek lisans tezi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara.

Çiftçi, S. (2010). Dokuzuncu sınıf öğrencilerinin sanal zorbalık düzeyleri ile empatik eğilim düzeyleri arasındaki ilişki. Yüksek lisans tezi, Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Tokat.

Milliyet (2012, 16 Ocak). 10 Nisan 2012 tarihinde http://dunya.milliyet.com.tr/sanal-zorbalik-olum-getirdi-/dunya/dunyadetay/16.01.2012/1489583/default.htm adresinden erişildi.

Özdemir, M. ve Akar, F. (2011). Lise öğrencilerinin siber-zorbalığa ilişkin görüşlerinin bazı değişkenler bakımından incelenmesi. Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi, 17(4),  605-626.

Sarak, Ö. (2012). Lise öğrencilerinde sanal zorbalık. Yüksek lisans tezi, Haliç Üniversitesi, İstanbul.

Serin, H. (2012). Ergenlerde siber zorbalık / siber mağduriyet yaşantıları ve bu davranışlara ilişkin öğretmen ve eğitim yöneticilerinin görüşleri. Doktora tezi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul.

Soydaş, D. K. (2011). Ergenlerde ebeveyn izlemesi, sanal zorbalık ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin cinsiyete göre incelenmesi. Yüksek lisans tezi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara.

TED Ankara Koleji Vakfı Okulları Siber Haber Bülteni (2011). Akran zorbalığının yeni yüzü: siber zorbalık.

TED Kayseri Koleji Vakfı Özel Okulları Sanal Alem Bülteni (2011). Sanal Zorbalık.

Türkileri, N. (2012). Ergenlerde sanal zorbalık: nedenlerine ilişkin algılar, duygusal tepkiler ve baş etme yöntemleri ile zorbalık statüleri arasındaki ilişkiler. Yüksek lisans tezi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara.

About these ads
Bu yazı Genel, Psikoloji-Psikolojik Danışma içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s